
KULLANMAK ve KULLANILMAK
İnsan olarak, yaratıldığımızdan bu yana, daha iyi bir yaşam uğruna her türlü unsuru kullanmayı kendimizde bir hak olarak görmüşüz. Bunun için her türlü unsuru önce yaratma veya arayıp bulma için gayret sarf etmişiz, daha sonra bunları bazen hunharca, bazen de en etkili ve verimli bir şekilde kullanma yoluna gitmişiz. Hâlbuki bu unsurlar arasında hepimiz için çok önemli olanları var: Hava ve su. Her ikisi olmadan yaşamak mümkün değil. Bunlar, olmazsa olmazlarımızdan. Ama her ikisini de hunharca kullanmaktan kendimizi alıkoymamışız ve şimdilerde bazen bu konuda yas tutup, bazen de "açılan delikleri kapama" yolunda tedbirler almak için uğraşıyoruz.
İyi bir yaşam uğruna kullandıklarımızı çeşitli başlıklar altında gruplandırmak mümkündür; bu konuda gerek bilimsel gerekse bilimsel olmayan pek çok çalışmaya rastlayabiliriz. Ama en önemli sınıflandırma ise belki de "maddi ve manevi" şeklindeki sınıflandırma olabilir. Maddi sınıflandırma kuşkusuz maddesel unsurları içermektedir. Manevi unsurları ise insan ve insana ait değerler olarak tanımlamamız mümkündür. İnsanların, insanları kullanarak çeşitli unsurları elde ettiklerini görmek, gözlemek, ortaya koymak mümkündür. Pek çok alanda veya konuda insanların yine diğer insanların sırtından geçindiklerine ve onları kullandıklarına tanık olmak her zaman mümkündür. Niçin insanlar, diğer insanları veya insani değerleri kullanılırlar? Yanıt oldukça basit: Ego ve egoizmdir.
Günlerce, aylarca ve hatta yıllarca hazırlığı süren ulusal veya uluslararası bir kongre, sempozyum, seminer düzenleniyor. Bazılarını görüyorsunuz. Katılım bedeli kendi kurumu veya başkalarına ait bir kurum tarafından karşılanmış kişiler söz konusu faaliyete katılmayıp, başka faaliyet ile meşgul olabiliyor. Yani söz konusu faaliyeti, başka faaliyet için kullanıyor. Bu kullanım, iyiye yoksa kötüye kullanım mıdır, tartışılır. Kimileri bunun kötüye bir kullanım olmadığını, başka faaliyetler için de bir fırsat olduğunu bir gerekçe olarak savunabilir. Ama bu ve benzer gerekçelerle savunma başkaları tarafından kabul görür mü, bilemeyiz.
Sonuç olarak duygusal bir varlık olarak karşımıza çıkan insan ve insan olma, bazen bu özelliğini unutup, insan olmayanların yaptığı gibi davranabiliyor. Hep daha fazlasına, daha güzeline, daha iyisine vb. sahip olmak için.