GÜÇ VE KAZANÇ
Xsantos Tapınağı, Antik çağdan kalma bir tapınaktır. Bu tapınakta o dönemde yaşayan insanlara "Rüzgârın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgâra göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir..." şeklinde bir öğüt verilir. Bu öğütte yer alan yaklaşım günümüz insanı için de geçerli değil midir? Günümüzde kimlerin nelerle karşılaştığının ele alınmasından ziyade, sanki kimlerin hangi konumlara geldiği, nelere sahip olduğu üzerinde daha çok üzerinde durulmaktadır.
Aklını kullanabilen her kişi yeni bir güne başladığında, o yeni günü daha mutlu, daha kazançlı geçirmek dileği, niyet, amacı ve hedefiyle yola çıkar. Hiç kimse kaybetmek gibi olumsuzluklarla karşılaşmak için güne başlamaz ve yola koyulmaz. Olumsuzluklar, başarısızlıklar veya kayıplar hep istenmeyen, başarılamayan veya kontrol edilemeyen durumlardan kaynaklanır.
Günümüzde de hiçbir denizci, rüzgârın yönünü değiştiremez. Yelkenlerini rüzgâra göre de ayarlayamaz ise gitmek istediği yere gidemez. Hepimizin, içinde yaşadığımız ortamlarda her türlü fırtına ile karşılaşmamız mümkündür. Eğer başarı peşinde koşmak, kazançlarımızı artırmak, kayıplarımızı azaltmak gibi bir niyet, amaç veya hedefimiz var ise yelkenlerimizi hep rüzgârlara ve fırtınalara göre ayarlamamız gerekir. Ne kadar güçlü olursak olalım, bazı durumlar, bazı rüzgârlar, bazı fırtınalar karşısında güçsüz kalmamız veya gücümüzün hiçbir işe yaramadığını görmemiz mümkündür.
Rüzgârlar veya fırtınalar gelecekte karşılaşabileceğimiz risklerin sanal adıdır. Riskler bazen bazılarımıza bir kâbus olabildiği gibi bazılarımız için de bir fırsat kapısıdır. Örneğin finansal krizler her zaman hepimiz için kayıp demek değildir. Bazılarına göre finansal krizler "servetlerin el değiştirmesi" demektir. Bundan yaklaşık altı-yedi yıl önce ülkemizde yaşanan finansal krizi hatırlayalım. Söz konusu finansal krizi kontrol edebilen herhangi bir güç var mıydı? O ana kadar birikmiş olan politikaların sonuçlarının adeta patlama şeklinde ortaya çıkması şeklinde karşımıza çıkan bu kriz, Türk Lirasının yabancı paralar karşısında nerdeyse birkaç kat değer kaybetmesine neden olmuştu. Ancak bu durum, kuşkusuz döviz ve efektif posizyonu pozitif olan veya açık vermeyen kişi ve kuruluşlarda doğal olarak lehte sonuçlar yaratmıştı. Bu kişilerin veya kuruluşların, az da olsa yabancı para niteliğindeki tasarrufları Türk Lirası cinsinden adeta bir büyüme veya şişme yaratmıştı. Tabii ki sonuç bu kişi ve kuruluşların erteledikleri satın almaları gerçekleştirmelerini sağlamış, onlar için bir kâbus değil âdete bir fırsat halini almıştı. Diğer taraftan, o güne kadar açık pozisyonlarla işlerini yürüten kişi ya da kuruluşlar için ise bu durum bir fırtına veya bir kâbus şekline dönüşmüştü. Kimileri sahibi oldukları değerleri elden çıkarmak durumunda kaldı, kimileri hızını yavaşlattı, kimileri de kaybolup gitti.
Rüzgârların veya fırtınaların ne zaman, nerede, kimlere nasıl zarar vereceği belli olmaz. Her kişinin, her kesimin olası rüzgârlara ve fırtınalara karşı yelkenlerini hazırlaması ve gerektiğinde bu yelkenleri rüzgârlara ve fırtınalara göre ayarlaması gerekebilecektir.